RSS
Gönderilenler
Yorumlar



Kentin ve kent hayatının stilize edildiği, kamusal alanların özelleştiği, sanat dünyasının müze, galeri, medya, sanatçılar, küratörler, kolleksiyonerler ve izleyiciler çevresinde şekillenen bir “sanat piyasasına”, bienal ve festivallerin ise büyük turistik etkinliklere dönüştüğü günümüzü; kültürün özelleştirildiği bir ortam olarak Bienal’in toplumsal etkilerini ve iktidarla ilişkisini irdeliyen Kentsel Değişim ve Festivalizm: Küreselleşen İstanbul’da Bienal” kitabının yazarı Sibel Yardımcı ile konuştuk. Devamı İçin »

Emrah Serbes İlk Romanı İle Karşımızda

HER TEMAS İZ BIRAKIR: BİR ANKARA POLİSİYESİ

1 Ocak günü, Ankara’nın soğuğunda Kızılay’dayız. Doğum gününü kutladığı barın terasından atlayarak intihar ettiği sanılan bir genç kızın ölümünü araştıran Ankara Cinayet Bürosu Şefi Behzat Ç.

ile tanışıyoruz. Behzat Ç.’yi soluk soluğa izlediğimiz bu Ankara kışında karşımıza polis ekipleri, örgütler, üniversite koridorları, törelerimiz, babalar ve kızları çıkıyor. Sağlam bir kurgu, hızlı bir tempo ve akıcı bir dille bizi “Bir Ankara Polisiyesi”nde Behzat Ç. ile tanışmaya davet eden Emrah Serbes bizlerle… Devamı İçin »

     Kapital’in ön sözünde Marx’ın kullanmış olduğu iki cümle üzerine uzun ve aydınlatıcı bir yazı ile tarih ve sınıf bilincinin birbirlerine eklemlenmesini analiz eden Ulus Baker, bu inceleme esnasında Marx’ın alman işçilerine seslenişinde çağın açıklanmasından daha çok, “birinin kendi çağını anlamak ve açıklamak için ne yapabileceğini bize öğretecek sistematik düşünceyi içeriyor” olmasından dolayı önemli olduğunun altını çizer. İngiltere’deki kapitalizmin gelişim süreci ve sonuçlarını nesneleştirmek için Alman İşçilerine “Senin hikâyeni anlatıyorlar.” diye seslenen Marx gibi, aynı analojik düzlemde hepimizin hikâyesini anlatmak için uzun ve zahmetli bir yol boyunca durmadan çalışan ve üreten bir düşünür, “ 20 asrın son büyük sosyologu “ olarak nitelendirilen Pierre Bourdieu üzerine derlenen bir kitap Ocak ve Zanaat. Devamı İçin »

Hangi Liberalizm?

Liberalizmin Felsefi Temelleri: Liberalizm ve Etik Fransico VergaraVergara, “klasik liberalizm” ile “popüler liberalizm algılaması” arasındaki uçuruma dikkat çekiyor

Bireye ve girişimlere tanınan özgürlüğün genişliği ne kadar olmalıdır? Devlete hangi rol düşer? Fransisco Vergara, “Liberalizmin Felsefi Temelleri”ni yazma nedenini, daha doğrusu, iki yüzyıl önce ortaya çıkmış olan bir düşünce akımını 21.Yüzyılda incelemenin gerekçesini, açılış sorularının “öncesiz ve sonrasız” sorular olduğunu söyleyerek yanıtlıyor. Bu sorular, özellikle toplum, kurumlarıyla ilişkili bir bunalım ve kuşku döneminden geçtiğinde – örneğin Fransız Devrimi öncesi, veya 1930’lu ya da 70’li yıllardaki büyük ekonomik yavaşlama dönemlerinde olduğu gibi – düzenli biçimde yeniden ortaya çıkmaktadır. Ona göre, 21. Yüzyılda bu soruların gündemi yeniden işgalinin nedeni, II. Dünya Savaşı sonrası, liberalizmden daha iradeci ve kollektivist olan sosyal demokratik ve komünist modellerin gerilemesiyle ortaya çıkan entelektüel boşluktur. Devamı İçin »

BASKIN ORAN

Kenan Evren’in yazılmamış anıları

 

 

“Vatana bıraktığın bir büyük eser,

Vilayetim seni bağrına basar,”

 

Yozgat ili adına 7. cumhurbaşkanı Kenan Evren’e yazılmış şiirden iki mısra.

 

İdam insan haklarına aykırıdır diye, hayat boyu hapishanelerde mi besleyeceğiz?

28. 04. 1985

 

Yemekler iyi pişirilmiyor diyen haindir.

1.10.1984

 

Din derslerini, çocuklarımızın beyni yıkanmasın diye mecburi yaptık.

19.10 1981

 

M.Ö 500 yılında emeklilik mi vardı?

1.5.1985

 

“İdam kararını onayladım. Onaylarken de elim hiç titremedi ve hiç vicdan azabı da duymadım.”

Yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren için 22 yıl sonra…1 Mart 2006

Devamı İçin »

Çizgili Kenar NotlarıDerleyen: Levent CantekTürkiye’de toplumsal, ekonomik ve kültürel olarak dışlanmış, marjinalleştirilmiş olanlar, kenar mahallelerde yaşayanlar, yoksullar… mizah dergilerinde, çizgi romanlar-hikâyelerde nasıl resmediliyorlar? Keko, Köylü Mehmet, Avanak Avni, Cavavar Suphi, Zalim Şevki, Kelek Osman, Çeto… “kenar hayat”ın neresinde duruyor? Devamı İçin »

Sosyal ve Demokrat?

Türkiye Toplumunun Bunalımı Ahmet İnsel

Cumhuriyet, başlangıcından itibaren bir projeydi. Bu projenin ne olduğuna bakmak elbette çok önemlidir; ancak tam da bir proje olmasından ötürü bazı zorunlu nitelikleri var: Homojenleştirici, merkeziyetçi ve sıkı bir denetimle uygulanan Cumhuriyet inşası yapısal olarak kendini toplumun dışında ve üstünde konumlandıran kadrolar tarafından gerçekleştirilir. Tıpkı katı, nesnel ve insanilikten arındırılmış bir bilimi icra eden pozitivist bilim adamı gibi. Toplum mühendisliği budur. Modernizmin, batı dünyasında kendiliğinden geliştiği varsayılan bir sürecin sonucu olarak ortaya çıkan bilgiler, tepeden inmeci bir mantıkla bir toprak parçası üzerinde yaşayan topluma uygulanmaya çalışılır. Aslında bu modernleştirmeci hareket baştan çelişkilidir. Modernizm, aşkını dünyevileştirmek; en temel misyonu, telosu, dogmatik aşkın bir doğruyu reddetmekti. Modernizm, Türkiye’de, kurucu elitin git git bitmez bir yolda toplum mühendisliği rolünü kimseye kaptırmadan oynadığı, telosun kendisidir. Devamı İçin »

Bay W. H.’nin Portresi

Oscar Wilde

 

1895’te Bay W.H.’nin portresini yayınladığında, Wilde herkese “hodri meydan” diyordu. Aslında bütün hayatı bununla geçmişti, özgüveni, tavırları ve yazdıklarıyla özgün bir kişilik oluşturmuş, seveni kadar sevmeyenini de çoğaltmıştı. Her ne kadar seçkin de olsa, her çevrenin de bir sınırı vardı ve sanki bugünkü gibi: “Her şeyi konuşmak serbestti, tabii bazı şeyler dışında.” O, her şeyi konuşmayı ve yazmayı seçti ve her şeyin bir bedeli vardı. Devamı İçin »

 

Maxine Lefebvre

Amerikan Dış Politikası

Avrupa’nın tarihine, entrikalarına, kötülüklerine ve sosyal eşitsizliklerine sırt çevirerek kurulan bir ülkenin, adım adım kuruluş nedenlerini, masumiyetini yitirişi ve kuruluş ilkelerinin tersine emperyalist, hatta sömürgeci bir güç haline gelişinin öyküsü. Devamı İçin »

Eski Yazılar »


Socialized through Gregarious 42